Kandırılmış Ne Demek? Farklı Bakış Açılarıyla Derinlemesine Bir Yolculuk Hayatta hepimizin en az bir kez yaşadığı bir durum vardır: “Kandırılmış olmak.” Kimimiz bunu bir ilişkide hisseder, kimimiz bir dostlukta, kimimiz ise bir reklamın ya da bir sistemin içinde. Bu kelime kulağa basit gibi gelse de, arkasında büyük bir psikoloji, farklı toplumsal okumalar ve hatta cinsiyetlere göre değişen algılar barındırır. Ben de bu yazıda, konuyu farklı açılardan ele almayı seven biri olarak, “kandırılmış” kelimesinin ne anlama geldiğini sadece sözlük anlamıyla değil, derinlerde bıraktığı izlerle birlikte konuşmak istiyorum. Hazırsan, birlikte bu kelimenin katmanlarını açalım. — Kandırılmış Olmak: Sadece Bir Aldatılma mı? Kandırılmak…
2 YorumEnerji Dolu Anlar Yazılar
Türk Gök Bilimci Kimdir? — Göğe Bakan İnsan Üzerine Felsefi Bir Deneme Giriş: Göğe Bakan Düşünür İnsanlık tarihinin en eski hareketlerinden biri, başını kaldırıp gökyüzüne bakmak olmuştur. Bu hareket, yalnızca merakın değil, aynı zamanda varoluşsal bir sorgulamanın da ifadesidir. Filozof göğe baktığında varlığın anlamını, gök bilimci ise evrenin yasalarını arar. Ancak Türk düşün dünyasında, bu iki figür sıklıkla aynı kişide birleşmiştir: Türk gök bilimci. O, yalnızca yıldızları değil, yıldızların bize ne söylediğini de dinleyen insandır. Epistemolojik Perspektif: Bilginin Gökyüzü Epistemoloji açısından bakıldığında, Türk gök bilimci bilginin hem kaynağını hem de sınırını sorgulayan bir figürdür. Onun için bilgi, teleskopun ucunda değil,…
Yorum BırakSivas Kangal Neyi Meşhur? Edebiyatın Aynasında Bir Yolculuk Kelimeler bazen bir şehrin taşına, toprağına, kokusuna dönüşür. Bir yazarın kaleminden dökülen cümleler, o şehrin rüzgârına karışır; oradan geçip giden her ruh, bir hikâyeye dönüşür. “Sivas” dendiğinde zihinde canlanan sisli bir sabah, belki bir türkünün yankısıdır; “Kangal” ise bu türkünün göğsündeki yürekli nefes. Bu yazı, bir coğrafyanın meşhurluğunu değil, o meşhurlukların ardındaki edebi yankıyı anlatıyor. Çünkü her yöresel tat, her hayvan, her insan öyküsü; aslında bir metindir — okunmayı, çözülmeyi, hissedilmeyi bekleyen bir metin. Kelimelerin Çobanı: Kangal Köpeği Her edebi metin bir kahramana ihtiyaç duyar; Sivas Kangal’ın kahramanı da elbette Kangal köpeğidir.…
Yorum BırakSalon Hangi Odaya Denir? Tarihin Işığında Mekânın Dönüşen Hikâyesi Giriş: Bir Tarihçinin Gözünden Evlerin Kalbine Yolculuk Bir tarihçi olarak her zaman mekânların da tarih yazdığına inanırım. Bir salon sadece bir oda değildir; bir dönemin ruhunu, bir toplumun değerlerini, bir ailenin hikâyesini yansıtan canlı bir arşivdir. Tarihi incelerken yalnızca savaşları, kralları, devrimleri değil, aynı zamanda insanların yaşadığı evleri, oturduğu sandalyeleri ve misafirlerini ağırladığı salonları da okumak gerekir. Çünkü bir toplumun “salonu”, onun kendini dünyaya nasıl göstermek istediğinin aynasıdır. Salonun Tarihsel Kökeni: Avrupa’dan Osmanlı’ya Uzanan Bir Kavram “Salon” kelimesi, köken olarak Fransızca “salon” sözcüğünden gelir ve “toplanma odası”, “büyük oda” anlamına gelir.…
Yorum BırakMaymun Geviş Getirir Mi? Felsefi Bir Sorgulama Hayat, bizlere bazen sıradan gibi görünen sorularla derin düşünme fırsatları sunar. Bir filozof bakışıyla bakıldığında, “Maymun geviş getirir mi?” sorusu, ilk bakışta biyolojik bir merak olmanın ötesine geçer ve varlık, bilgi ve etik üzerine daha büyük soruları gündeme getirebilir. Bu soruyu, etik, epistemoloji ve ontoloji perspektiflerinden ele almak, yalnızca doğa bilimleriyle değil, insanın varlıkla olan ilişkisini ve bu ilişkiyi nasıl anlamlandırdığını sorgulamak için de önemli bir adımdır. Ontolojik Perspektiften: Varlık ve Doğa Üzerine Ontoloji, varlık felsefesi olarak bilinir ve evrendeki varlıkların doğasını sorgular. Maymunların geviş getirme davranışı, ilk bakışta yalnızca biyolojik bir davranış…
Yorum BırakÖğrenmenin Dönüştürücü Gücü: “Güç İnsan” Üzerine Pedagojik Bir Yolculuk Bir eğitimci olarak her gün aynı soruyu kendime sorarım: “Öğrencilerime gerçekten ne kazandırıyorum?” Bilgi mi, beceri mi, yoksa öğrenmenin kendisini mi öğretiyorum? Yıllar geçtikçe anladım ki asıl hedef, bilgiyi aktarmak değil; bireyi dönüştüren, içsel potansiyelini fark ettiren bir öğrenme süreci yaratmaktır. İşte “güç insan” kavramı, tam da bu noktada anlam kazanır. Güç insan, yalnızca bilgiye sahip olan değil, bilgiyi dönüştürüp kendine ve topluma katkı sağlayan insandır. Güç İnsan Ne Demek? “Güç insan” ifadesi, yüzeyde fiziksel ya da otoriter bir gücü çağrıştırabilir. Oysa pedagojik bağlamda bu kavram, öğrenmenin dönüştürücü gücünü içselleştirmiş bireyi…
Yorum BırakKalsiyum klorür peynirde neden kullanılır? Geleceğin gıdasına dair bir bakış Bazı konular vardır, geleceğe dair düşünmeye başladığınızda sizi beklenmedik yerlere götürür. “Kalsiyum klorür peynirde neden kullanılır?” sorusu da öyle. Basit bir gıda katkısından yola çıkıp gıda teknolojisinin, sürdürülebilirliğin ve hatta kültürün geleceğine kadar uzanıyor. Benim amacım bu yazıda sadece bilgi vermek değil, seninle birlikte düşünmek; belki biraz tartışmak, belki de “geleceğin peyniri” üzerine beyin fırtınası yapmak. — Kalsiyum klorürün bugünkü rolü: Sütün denge noktası Kalsiyum klorür (CaCl₂), peynir üretiminde sütün pıhtılaşmasını desteklemek için kullanılır. Pastörizasyon işlemi sırasında sütteki doğal kalsiyum iyonlarının dengesi bozulur; işte bu noktada kalsiyum klorür devreye girer.…
Yorum BırakGül Kurusu Nasıl Oluyor? Öğrenmenin Dönüştürücü Gücü ve Pedagojik Yöntemler Öğrenme: Bireyi ve Toplumu Değiştiren Bir Güç Bir öğretmen olarak, her gün öğrencilerimin potansiyellerini keşfettiklerine tanıklık etmek bana büyük bir keyif veriyor. Ancak bunun yanında, öğrenmenin sadece bireysel bir süreç olmadığını, toplumsal dönüşümün de temel taşlarından biri olduğunu fark etmek, bana her zaman derin bir ilham kaynağı olmuştur. Öğrenme, hem bireyleri hem de toplumu dönüştürme gücüne sahip bir süreçtir. Peki, bu dönüşüm sürecinde pedagoji nasıl bir rol oynar? Gül kurusu nasıl oluyor, sorusunu anlamak da işte tam burada devreye giriyor. Çünkü sadece teorilerle sınırlı kalmak, gerçek öğrenmenin kapılarını aralayamayabilir. Öğrenmenin…
8 YorumGöreliliği Kim Buldu? Zamanın, Mekânın ve İnsanlığın Yeniden Tanımı Bir tarihçi olarak geçmişin tozlu raflarında gezinirken, bazen tek bir düşüncenin nasıl tüm insanlığın bakış açısını değiştirdiğine tanık olmak büyüleyicidir. Görelilik teorisi de işte böyle bir dönüm noktasıdır. 20. yüzyılın başlarında, dünya sanayi devriminden bilimsel devrime evriliyordu. İnsanlık, yalnızca makineleri değil; zamanı, mekânı ve hatta gerçekliği de yeniden tanımlıyordu. Einstein’dan Önce: Mutlak Evrenin Hakimiyeti 19. yüzyılın sonlarına kadar fizik, Isaac Newton’un “mutlak zaman” ve “mutlak mekân” anlayışı üzerine kuruluydu. Newton’a göre zaman evrenin her köşesinde aynı şekilde akıyordu; mekân da değişmeyen, sabit bir sahneydi. Bu düşünce yüzlerce yıl boyunca bilim insanlarının…
Yorum BırakGranit Taşı Kaç TL? Tarih, Bilim ve Güncel Fiyatlar Işığında Kapsamlı Bir Bakış Granit taşı kaç TL? sorusu, yalnızca bir fiyat merakı değil; malzemenin tarihsel serüvenini, jeolojik kökenini ve güncel piyasa dinamiklerini birlikte düşünmeyi gerektiren çok katmanlı bir araştırmadır. Granitin binlerce yıldır anıtlardan mutfaklara uzanan yolculuğu, bugünkü fiyat etiketlerinin ardında yatan üretim, lojistik, işçilik ve talep dalgalanmalarını anlamadan eksik kalır. Bu yazı, hem bütçe planlaması yapan kullanıcılar hem de konuya akademik bir ilgiyle yaklaşan okurlar için, granit taşının değeri ve bedeli üzerine özgün, akıcı ve kanıta dayalı bir çerçeve sunar. Granitin temel tanımı, bileşimi ve kullanım alanları için güvenilir bir…
Yorum Bırak