Inkıyad Nedir? Osmanlıca’da Anlamı ve Günümüzdeki Yeri
Öğrenmenin Dönüştürücü Gücü: Bir Eğitimci Perspektifi
Bir eğitimci olarak, öğrenmenin sadece bilgi edinmekten ibaret olmadığını, aynı zamanda bireylerin düşünme biçimlerini, değerlerini ve dünyaya bakış açılarını dönüştüren bir süreç olduğunu düşünüyorum. Her bir kelime, kavram ya da terim, bir zamanlar belki sadece bir anlam taşıyor gibi görünse de, derinlemesine incelendiğinde toplumların kültürel yapıları, düşünsel evrimleri ve toplumsal etkileri hakkında önemli ipuçları verir. Bugün, Osmanlıca’dan günümüze kadar taşınan kelimelerden biri olan “inkıyad”ı inceleyeceğiz. Bu terimi anlamak, sadece dil bilgisi değil, aynı zamanda tarihsel, kültürel ve pedagojik bir yolculuğa çıkmak demektir.
Inkıyad Nedir? Osmanlıca’da Anlamı
“İnkıyad” kelimesi, Osmanlıca kökenli bir terim olup, köken olarak Arapçaya dayanmaktadır. Arapçadaki “inkiyâd” kelimesi, “boyun eğmek”, “itaat etmek”, “teslim olmak” anlamına gelir. Osmanlıca’da bu kelime, genellikle bir kişinin ya da toplumun zorunlu bir durum karşısında, bir üst otoriteye veya bir kural ya da emir karşısında itaat etmesi, teslim olması anlamında kullanılmıştır.
Bugün modern Türkçede “inkıyad” kelimesi genellikle daha az kullanılsa da, eski metinlerde ve dini literatürde sıkça karşımıza çıkmaktadır. Bu kelimenin ardında, bir tür teslimiyet ya da kabul etme durumu yatar. Bir birey, bir sistem ya da otoriteye karşı “inkıyad” gösterdiğinde, çoğunlukla karşı koymaksızın bu durumu kabul etmiş olur.
İnkıyad ve Eğitim: Boyun Eğme ya da Öğrenmenin İleriye Taşınması?
Eğitimde “inkıyad” kelimesinin anlamını incelerken, bu terimi sadece teslimiyet olarak düşünmek yetersiz olacaktır. Bu kelime, zaman içinde farklı anlamlar kazanarak toplumsal yapıları da etkilemiştir. Eğitim bağlamında “inkıyad”, bireylerin kendilerini eğitmenlerinin ya da toplumun öğrettiklerine teslim etmeleri anlamında yorumlanabilir. Ancak bu teslimiyet, her zaman olumsuz bir anlam taşımayabilir. Örneğin, bir öğretmenin öğrencisine verdiği bilgiyi kabul etmesi, onu öğrenmeye olan açık fikirlilikle kabul etmesi, doğru bir öğrenme sürecinin başlangıcını oluşturur.
Eğitimde “inkıyad”, öğrencinin öğretmene veya öğrenme sürecine karşı duyduğu güveni ifade edebilir. Buradaki “itaat” ya da “boyun eğme” durumu, aslında öğretimin etkili olabilmesi için gerekli olan “öğrenmeye açık olma” halini simgeler. Bu noktada, öğrenme teorileri devreye girer. Bir öğrencinin “inkıyad” gösterdiği, yani belirli bir öğrenme yoluna teslim olduğu anlar, onun pedagojik gelişimini ileriye taşıyan anlar olabilir.
Öğrenme Teorileri ve Inkıyad: Eğitimde İleriye Doğru Adım
Bireylerin öğrenme süreçlerinde zaman zaman bir “inkıyad” göstermeleri, eğitim teorilerinin temel taşlarından biridir. Öğrenme teorilerinde, özellikle davranışçılık ve yapılandırmacılık gibi yaklaşımlar, bireyin öğreticiye karşı gösterdiği teslimiyet ve itaat durumlarını farklı açılardan ele alır.
– Davranışçılık (Behaviorism): Davranışçı yaklaşım, öğrencilerin belirli davranışlara yönlendirilmesi gerektiğini savunur. Burada “inkıyad”, öğretmenin ya da eğitmenin rehberliğinde öğrencinin verilen bilgiye, kurallara ve sınavlara teslim olmasını ifade eder. Öğrenci, ödüller ve cezalarla pekiştirilen bilgiye “inkıyad” gösterir ve bu durum onun öğrenme sürecinin bir parçasıdır.
– Yapılandırmacılık (Constructivism): Yapılandırmacı yaklaşımda ise öğrenme, öğrencinin aktif katılımıyla gerçekleşir. Öğrencinin mevcut bilgi ve deneyimlerine dayanarak yeni bilgiyi inşa etmesi gerektiği vurgulanır. Buradaki “inkıyad”, öğrencinin öğretmeni ya da materyalleri rehber olarak kabul etmesi ve onlardan bir şeyler öğrenmeye açık olmasıdır. Ancak bu durumda, teslimiyet daha çok işbirliği ve öğrenmeye yönelik bir açık fikirlilik olarak anlaşılabilir.
İnkıyad ve Toplumsal Etkiler: Eğitimde İtaat mi, Başkaldırı mı?
Toplumlar, zamanla çeşitli değerler, normlar ve gelenekler oluşturur. Bu toplumlarda bireylerin, toplumun genel yapısına ve kültürüne uyum göstermeleri beklenir. Ancak eğitimde, “inkıyad”ın toplumsal etkileri üzerinde düşünürken, bu teslimiyetin bazen de bireysel düşüncenin önüne geçerek, eleştirel düşünmenin önünü kesebileceğini unutmamalıyız. Özellikle totaliter rejimlerde, eğitimdeki “inkıyad” bir tür düşünsel boyun eğişe dönüşebilir.
Eğitimde “inkıyad” kelimesi, bazen öğrencilerin kendi potansiyellerini fark etmelerini engelleyebilir. Ancak doğru bir pedagojik yaklaşım ve öğrenciye güven verici bir ortam ile bu teslimiyet, aynı zamanda öğrencinin özgür düşünmesini ve toplumsal normlar karşısında sağlam bir duruş sergilemesini de teşvik edebilir.
Sonuç: Öğrenmeye Dönüştüren Bir Inkıyad
İnkıyad, Osmanlıca’da “boyun eğme” olarak tanımlansa da, eğitimde bu kavramı anlamak, daha derin bir sorgulama gerektirir. Öğrenme sürecinde “inkıyad”, sadece teslimiyet değil, aynı zamanda öğrencinin gelişim sürecinde öğretmenine ve öğrenme materyallerine karşı açık olma durumudur. Bu bağlamda, eğitimciler olarak bizler, öğrencilerimizin “inkıyad” göstermelerini teşvik ederken, onları aynı zamanda sorgulama ve eleştirel düşünmeye de yönlendirmeliyiz.
Peki siz, öğrenme sürecinde ne zaman ve nasıl “inkıyad” gösteriyorsunuz? Öğrendiklerinize ne kadar teslim oluyorsunuz? Eğitiminizde sizin için en önemli öğe nedir: teslimiyet mi, yoksa başkaldırı mı?