Riyazussalihin Ne Zaman Yazıldı? Gerçekten Bilmemiz Gereken Şey Bu Mu?
Riyazussalihin’in yazıldığı tarihin peşine düşmek, doğruyu söylemek gerekirse, üzerinde pek de fazla durulması gereken bir konu değil gibi görünebilir. Ancak bu soruya verilen klasik cevaplar genellikle sığ ve yüzeysel bir bakış açısıyla şekillenmiştir. Gerçekten bu eser, tarihsel bir olgunun parçası mı, yoksa sonradan inşa edilmiş bir “kutsal” metin mi? Bu yazıda, Riyazussalihin’in yazılış sürecini sorgularken, eserin arka planındaki tartışmalı yönleri de gündeme getireceğiz.
Riyazussalihin ve Tarihi Gerçekler: Klasik Yaklaşımlar Yanıltıcı mı?
İslam dünyasında Riyazussalihin, halk arasında her zaman en çok okunan hadis kitaplarından biri olarak kabul edilmiştir. Kitabın yazarı olan Imam Nevevi’nin bu eseri, “kısa, öz, anlaşılır” hadisler sunarak hem halkı hem de alimleri etkilemiş, zaman içinde bir çeşit “kutsal yaşam rehberi”ne dönüşmüştür. Ancak Riyazussalihin’in yazılış tarihiyle ilgili olarak daha derinlemesine bir sorgulama yapılması gerektiği görüşü giderek güçleniyor. Çoğu kaynak, eserin 13. yüzyılda, yani 1260’lar civarında yazıldığını söylese de, bu açıklama tarihi bir bakış açısını ne kadar genişletebiliyor? Gerçekten bu kadar net bir tarih vermek doğru mu?
Öncelikle, Riyazussalihin’in tam olarak ne zaman yazıldığını bilmek, metnin içeriğiyle ilgili soruları da gündeme getiriyor. Nevevi’nin yaşamı, 1233-1277 yıllarına denk gelmektedir. Ancak metnin, Nevevi’nin ölümünden yüzyıllar sonra bile en fazla basılan ve okunan kitaplardan biri olarak kalması, eserin zamanla daha fazla “uyarlanmış” olduğunu düşündürüyor. Yani Riyazussalihin, aslında sadece bir hadis külliyatı değil, aynı zamanda farklı kültürel dönemlerde şekillenen, genişleyen ve bazen de değiştirilmiş bir yapıya bürünmüştür. Peki, bu kadar süreli bir “evrim”, metnin özgünlüğünü zedeler mi?
Riyazussalihin’in İçeriği ve Eleştirisi: Eserin “Temizliği” Gerçekten Doğru mu?
Riyazussalihin, “sahih” olarak nitelendirilen hadislerin toplandığı bir kitap olarak öne çıkıyor. Fakat bu “sahihlik” meselesi, üzerine daha fazla düşünülmesi gereken bir konu. Nevevi, hadislerin seçimi konusunda oldukça titiz olsa da, zaman içinde eser çeşitli eleştirmenler tarafından “eksik” veya “tek yanlı” olmakla suçlanmıştır. Riyazussalihin’in hadisleri, bazen dönemin siyasi ve toplumsal yapısına göre belirli bir görüşün propagandasını yapmak amacıyla öne çıkartılmış olabilir. Bu ise eserin “sahihlik” iddialarını sarsar.
Söz konusu metnin, özellikle “günümüz” İslam anlayışlarıyla uyumlu olup olmadığı da tartışmalı bir noktadır. Bu kitap, 13. yüzyılın toplumsal yapısını yansıtan bir eserdir ve bu yüzden günümüz dünyasında, özellikle de modern İslam düşüncesiyle uyuşmayan birçok öğretiyi de barındırmaktadır. Riyazussalihin’deki bazı hadisler, bugün “yerel” ya da “geri kalmış” olarak değerlendirilen kavramları pekiştirebilir. Bu da eserin çağdaş yorumlarla ne kadar örtüştüğüne dair soru işaretleri yaratır.
Bunlara ek olarak, Riyazussalihin’in yazılış amacının ne olduğu da kritik bir tartışma konusu olmalıdır. Nevevi’nin hadis seçimi, belki de daha çok halkı “iyi” yaşamaya yönlendiren ahlaki bir rehber olarak kurgulanmıştır. Ancak günümüzün oldukça farklı ve çok daha çeşitli düşünce yapılarının hüküm sürdüğü dünyasında, bu tür eserlerin “öğüt verme” anlayışının ne kadar geçerli olduğu sorgulanabilir.